27 Ocak 2015 Salı

Hayatım Ders Olmuş, Sorular Sormasanız Haberim Yok.

1- 2014 Yılını nasıl tarif edersin?
Gelecek planlarımı değiştirdiğim bir yıl.

2- Uzun zamandır yapmadığın ve tekrar başladığın neydi?
Okul hayatına dönmek diyebilirim.

3- Hayatında ilk kez yaptığın neydi?
Burada paylaşıp sizi günahıma şahit kılamayacağım bir şey.

4- Kilo aldın mı/verdin mi?
Kışın bir kaç kilo alıp yazın verdim her zamanki gibi.

5- Saçlarını uzattın mı/kısalttın mı?
Ah bu soru çok acıklı. Kısalttım, çok kötü bir kesim oldu. Hala yastayım.

6- Kozmetik ve bakım için daha çok mu yoksa daha az mı para harcadın?
Yaşlandıkça yani her sene daha çok harcıyorum, mecburen.

7- En fazla gelen cep telefonu faturan?
Türkiye'de iken hattım yurt dışı olarak geçtiği için Türkiye de olduğumda her zaman kabarık faturalar ödedim, yani babam sağ olsun.

8- Yaptığın tatil?
Yazın her hafta sonu tatildeydim aslında. Kıbrıs'ta yaşamanın bazı avantajları var elbet.


9- Çok alkol içtiğin oldu mu?
Ahahah. Bu soru çok komik. Hamdolsun.

10- Telefonla en çok görüştüğün kişi?
Bu sorunun cevabı için sizi şuraya yönlendiriyorum.

11- En güzel anılarından bir tanesi?
2014'de ise, hımm... Bir düşüneyim.
Çok monoton bir seneydi. Anılarım deyince aklıma okul, ev, ders geliyor.

12- Zamanını en çok kiminle geçirdin?
Acınası bir halim var biliyorum ama tez danışmanımla.

13- En çok dinlediğin şarkı?
Şarkılarla aram yok.

14- Aklında en çok kalan kitap?
Mihmandar Sultan kitabının ilk kısmını aklımdan çıkaramıyorum. Peygamber Efendimizin hicretini çok güzel anlatmıştı, kitabın devamı o kadar güzel olmasa da.

15- En beğendiğin dizi (ler)?
Şurada yazmıştım

16- 2014'te çıkardığın ders?
Zor soru, pas diyorum.

17-Güzel olay?
Antep'e gitmem, ciğer kebapları, katmerler falan.

18- Berbat olay?
Babamın hastalığı.

19- Kendini başarılı hissettiğin olay?
Benimle ne alaka bilmiyorum ama bulunsun diye formasyon aldım, çok başarılı bir staj süresi geçirdim.

21- 2015 hakkında ilk düşündüğün ve hissettiğin?
Bu senenin sonuna kadar tezimi bitirebilir miyim?

Bu bir mimdi. Beni Magbel mimledi.
Çok teşekkür ediyorum.

Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

26 Ocak 2015 Pazartesi

Arkeolojik Kalıntı

Geçen hafta Arkeolojik Kalıntılar Müzesinden aradılar, müzenin en nadide parçası olarak beni sergilemek istediklerini söylediler.
Hatta gördükleri en güzel kalıntının ben olduğumu söyleyerek ikna etmeye çalıştılar.

Türünün son örneği olduğumu, yaş ve görüntüm kadar beyin yapımında küflü olup, milattan öncesine ait olduğuma dair Sanat Tarihçilerinin hem fikir olduğunu savundular.

-Olmaz dedim, keşfetmesi için başkasına sözüm var...
Doğum günü çocuğu olarak biraz yaramazlık yapabilirim böyle değil mi?



Anladınız değil mi?
Doğum günü haftamda olmanın verdiği psikolojik yıkım içindeyim.
Yaşlanma korkum var, ne yapayım.
Ben eski yaşımı sevmiştim, yenisine ne gerek vardı? Boşa masraf Ya hu!

Bu arada doğum günümde çok yakışıklı,
Cv'si beni bile etkileyecek kadar kabarık,
sempatiklikte bir numara,
etnik kimliği tam hayalini kurduğum gibi, 
dini bütün bir erkekten yemek teklifi aldım.
Hemen de kabul ettim, yakışıklı erkeklere zaafım var, ne yapayım.


Babam
Not: Teknoloji ile arasındaki iletişim yavaş olan babam Bu mesajı yazmak için kaç saatini harcadı bilmiyorum. Canlarım benim.
Not2: Yaşımı merak edenler şurada yazdığım geçen seneki doğum günü yazımda yaşımı bulabilirler.






24 Ocak 2015 Cumartesi

Blood Dizisi Konusu ve Oyuncuları

Ahn Jae Hyun'u ilk You Came From Stars kez dizisinde izlemiş, vampir gibi bir çocuk demiştim.
Çok güzel ve neredeyse teninden organları gözükecek kadar beyaz.
Bunu düşünen tek kişi değilmişim ki, karşımıza vampir rolünü üstlendiği bir dizi ile çıkıyor.



Blood Dizisi Konusu:
Ahn Jae Hyun bir doktordur, ve bir vampir...
Konu hakkında bilgiler geldikçe güncelleyeceğim.

Blood Dizisi Oyuncuları:
Hepimizin Bof'tan Gong Hye Sun Esas kız rolünü üstleniyor.
Her ne kadar estetiklerinden dolayı tanınmaz hale gelse de ...
Yönetmen: Ki Min Yani (İyi Doktor)
Senarist: Park Jae-Bum (İyi Doktor-Tanrı'nın Sınav)

Fragmanı için buraya bakabilirsiniz.

Yayın tarihi: 8 Şubat
Bölüm sayısı 20



Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Buradan hepsine ulaşabilirsiniz.

Aktif olduğum Diğer sosyal medya hesaplarım;

23 Ocak 2015 Cuma

One Sunny Day Dizisi Replikleri

So ji Sub hayranları adına üzgünüm.
Neden dolayı?
Beklenen dizisinin yarattığı hayal kırıklığından.

Dizinin, İnternet dizisi olması hasebiyle, kısa dakikalı ve az bölümlü olacağını tahmin ediyordum, etmesine ama, konusunun böylesine klişe olacağını tahmin etmezdim.

One Sunny Day dizisinin konusu ve oyuncuları hakkında şurada bilgi vermiştim.

So Ji Sub'un yine bir kadın tarafından terk edilen, yaralı aşık rolünü üstlenmesi meselesini ise tartışmak bile istemiyorum.

Yine Master's Sun dizisinde olduğu gibi;



 elinde bir kolye;



giden kadının arkasından ağıt yakıyordu. -.-

Böyle tavsiyeler alıyordu:



Sonra mesaj verildi: ''Bir aşk biter bir aşk başlar.'' Buradan sonra da ana hikayeye geçtik.



Otobüs klişesi gibi klişelerden de nasibini alan dizinin;



benim için en güzel yanları konuk oyuncu olarak Cn-blue grubunun pek sevdiğim üyesi Lee Jong Hyun'u görmek ve;



bu replikti.



Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Buradan hepsine ulaşabilirsiniz.

Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

22 Ocak 2015 Perşembe

18 Yaşın Tek Farkı Artık Ehliyet Alabilecek Olmaktır.

Ergenlik döneminde, ah bi' 18'ime gelsem geyiği vardır ya hani.
Geyik diyorum, çünkü 18 yaşına gelince hiç de sandığımız gibi özgürlüğe kanat açmayız.
Anneniz uçmanıza izin verir ama çoktan ayağınıza ipi bağlamıştır.
Sizi azat eder gibi hop havaya atıverir, sizse ipin uzunluğunun elverdiği yere kadar uçar, önce kendinizi özgür sanar, ip gerginleşip ayağınızdaki bağı hissedince tekrar yere konuverirsiniz.
Pat diye!

Bende 18 yaş hayalleri içinde büyüyen bir ergen olsam da, 18 yaşının bana getirdiği tek şey saçımı boyatabilme özgürlüğüdür.



18 yaşına geldiğimde, saçlarıma kırmızı balyaj attırdım, o gün dünyanın en özgür insanı bendim.
Ahahah.
Küçük insanlar, küçük hayaller durumu.

Ev ahalisinden kimse beğenmedi.
Sonra zaten epey dalgalı olan saçlarıma iki kere su dalgası yaptırdım, ne akla hizmet bilmiyorum.

Bir defa saçımı bakır kızıl boyatmak için gittiğim kuaförden belimden aşağılara uzanan saçlarım, Hürrem renginde çıktım.
Kezban olarak gir, sultan olarak çık.☺
Ben çok sevdim, saçlarım yansa da.

Gelin görün ki, ev ahalisinin en büyük ferdi Baba kişisi sahneye çıkmaya mı niyetleniyorsun diyerek, beğenisini (!) dile getirdi.
Onun bu yorumundan sonra saçıma bir daha ellemedim.
Saçımı görebilen sınırlı sayıda erkek doğal halimi seviyorsa yapacak bir şey yok dedim,geçen haftaya kadar.
Sıkıldım, saçımı mor kızıla boyadım. Seviyorum ben kızıl-kırmızı tonlarını.

Bi' dakika! Bu yazı nereye gidiyor? Gün ortamına çevirdiğim bu yazımın ana düşüncesi ilk paragrafta açıklanmış olmanın rahatlığı ile çayları tazelemeye kalkayım. ☺☺☺

Siz zamanında 18'ime basınca diye başlayan cümlelerinizi nasıl doldurdunuz?
Ya da 18 yaşına gelince ne sanıyordunuz, ne buldunuz?

Not:Yeni saç rengim ile ilgili düşüncelerimi merak ediyorsanız;
çok sevdim, ayrı bir güzel oldum. Artık Hogatha'ya benziyorum.


kendini çok güzel sanan, aslında kel olan karakter :)
Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

21 Ocak 2015 Çarşamba

Sonuncu Kurban Agatha Christie

Genellikle dedektif romanları gerilim doludur ve kanlıdır bu yüzden ben bu türü pek tercih etmem.
Ama Agatha Christie farklıdır.
Onun romanları yumuşak hikayelerdir, az sayfadan oluştuğu için katili öğrenmek için 400 sayfa okumanız gerekmez.
Sonuca kolay varırsınız, gerilmek yerine eğlenirsiniz.

Kitaplarının hangilerini okudum, hangilerini okumadım bilmiyorum bile, çünkü çok eskiden beri ara ara elime geçtikçe okurum.


Son okuduğum Sonuncu Kurban kitabını sahaftan aldım.
Çok eski bir baskı.
Çeviri de buna bağlı olarak çok hatalıydı. Kitaptan zevk alamadım.
Hatta kitaptaki cinayet örgüsünü kafamda oturtamadım bile.

Sonuç olarak : Çevirmen her şeydir, kitabın ikinci yazarıdır. Yanlış çeviri bir Agatha kitabını bile çekilmez hale getirebilir.


Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

20 Ocak 2015 Salı

Ucuza Gitmeyin.

Evli hanımların sahasına girip az biraz boyumu aşan laflar edeceğim.
Öyle kolay sinirlenmem, bilirsiniz o yüzden bu yazacaklarımı da üstünüze alınmayınız.
Hani derle ya, ''söz meclisten dışarı.''

Geçen gün yeni evlenen arkadaşım söz arasında;
-Çok ucuza gittim, dedi.

İçimden 
-Mal mısın?, diyeceğim ama,
ucuza gittim dediğine göre gerçekten mal.
Bu ucuz mallarda hep beni buluyor.
Hayır, madem kendini mal görüyorsun, koca görünce üstüne atlamayıp, kendini biraz ağırdan satsaydın,
demek istedim. Ama kalbini kırmak da istemedim, bu düşüncelerimi size sakladım.
Not: Bu paragraf kesinlikle küfür içermeyip, mal kelimesi eşya anlamında kullanılmıştır :)




Başlık parası desek hangi devirde yaşıyoruz deyip meclis kürsüsünden muhalefet yaparcasına çemkiren ablalar bunu diyor işte:
''Çok ucuza gittim.''

Karşı taraf (erkek tarafı) istediği değeri göstermediyse anlarım, hak ettiğiniz taltif ve nezaketi görmemiş olabilirsiniz, karşı taraf sizi kızı gibi bağrına basmamış olabilir. Bu durumlarda yapılan sitemleri anlıyorum.
Ve bu durumda ucuz olan bir şey varsa o siz değilsiniz.
Ama aksi halde  alınan altın ev eşyasının ederi ile kendini karşılaştırıp ucuz diye bir karşılık belirlemek hakikaten çok ucuz bir davranış.

Sonuç olarak insan kendine nasıl paha (değer) biçer, anlamıyorum.
Ben baştan söyleyim.
Paha (değer) biçilemem.

Not: Sen ev-li kadınların halinden ne anlarsın, evlenince anlarsın gibi öğütleriniz varsa seve seve dinlerim.

Ev-siz Nabrut Bildirdi.





Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...