1 Mart 2015 Pazar

Bollywood Hakkında

Bollywood benim her zaman uzaktan takip ettiğim, izlediğim üç-beş filmden yola çıkarak seveceğime emin olsam da, birde Hint sinemasına sararsam zaman sorunu yaşayacağımdan hiç bulaşmadığım bir mecra.

Tabii birde herkes gibi benimde bazı ön yargılarım var. Bollywood Terapi blogunun sahibesi, bu ön yargılardan bazılarını ele alarak, bu sinema hakkında çok eğlenceli bir yazı hazırlamış.

''Sinemaseverler zaman zaman kısır döngü içine düşüp, çeşitli sitelerde fellik fellik tavsiye film aramaya, uff hep aynı şeyler, yok mu şöyle seyrime seyir katacak yapımlar, diye Google’ın arka sokaklarında gezinmeye başlarlar. 
Bu gezintilerin herhangi birinde Bollywood yolunuzu kesip sizleri Hindistan’a ufak yolculuklara davet edebilir. 
Bu renkli davete icabet etmek için tek engel çoğunlukla mükemmel ağ hizmetleriyle internet şirketleri ve akabinde ön yargılardır. 
Birincisini Allah’a havale edip, ikincisini aşmaya hep birlikte kolları sıvıyoruz. En çok karşılaştığım ön yargı çeşitleri ve çözüm önerilerim sizlerle.

1.Hint filmleri de çok uzun oluyor canım!

Haklısın, vallahi canım. Koskoca üç saat, kısa demeye bin şahit ister. Peki ne yapıyoruz?; filmin ortalarında İntermission diye bir yazı çıkıp, bize ceee 1,5 saattir oturuyorsun kalk bir dolan bakalım ne yapıyormuş ev ahalisi uyarısını veriyor. İşte onun uyarısına mutlaka kulak asıyoruz. Oksijen tazeleyip öyle dönüyoruz ekran başına. 

2. Şekerim tam duyguya gireceğim, pat bir dans sahnesi. 

Hindistan’a hoş geldiniz şekerler. Dans, müzik Hindistan’da günlük yaşamın bir parçası. Dolayısıyla Bollywood’unda. Bu yüzden atlamayın, koy verin kendinizi gitsin. Şarkı neşeliyse iki göbek atın biraz kurtlarınızı dökün. Eğer hüzünlüyse tek çözüm yolu: selpak mendil. Tetikte hazır olsun. 



3. Oyuncular çok tipsiz be!
404ErrorNotFond.  Çok yanlış bilgilendirmeler bunlar.  Hatunları çok güzel, beylerinde kendilerine has karizmaları var. Öyle ki zamanla kriterlerinizi yerinden oynatabilirler.



4. Çok pis millet ya. 
Olabilitesi en yüksek tutum bu işte. Kalabalık ülke sonuçta. Ama teknoloji koku ışınlama evresine henüz gelmediğinden sokaklar ister koksun, ister kokmasın bizleri bağlamıyor. 



1, 2, 3, 4 derken sözü çok uzatmayalım. Misafirliğe geldik deyip adabımızla kalkalım. Buradan Nabrut Abla’ya sevgiler sunar, siz sevgili okuyucuları bir başlangıç için “ Acemilere Hint Filmi Tavsiyeleri “  yazıma beklerim.'' 

Editörün Notu: Ben bu yazıyı okurken çok eğlendim. Acemilere Hint Filmi tavsiyelerinden izlemediklerimi yaza izlemek üzere kaydettim.
Filmlerin uzun olması, dans sahneleri ya da pis olmaları sorun değil de, hatunlar benim psikolojimi bozacak kadar güzel, işte onu ne yapacağız bilmiyorum.☺☻

Not: Blogumda sizde misafir yazar olarak yer almak isterseniz şuradaki yazımdan bilgi alabilirsiniz.


Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

28 Şubat 2015 Cumartesi

Kimi bekliyoruz? -Hacıfışfış Hikayeleri-

Belirli bir yaşa ermiş Hacıfışfışlar, halk tarafından ideal koca olarak görülen, -tabi halk derken mahalleli teyzeleri kastediyorum- ve onlar tarafından bakıldığında, asla ret edilemeyecek özelliklere sahip adayları da reddettiklerinde;
işte bu aşamada mahalleli teyzelerin son bombası şu oluyor.

- Bunun kesin bir beklediği var.

Bu teyzelerin zihinleri şöyle işliyor:
-adam zengin,
adam okumuş,
adamın işi şahane,
eli yüzü de düzgün, bunu bile beğenmedi. Demek kiii,, hımmm tamam.

- Bunun kesin bir beklediği var.


Mevzu Hacıfışfış ve beklemek olunca çok klasik de olsa bu görsel olmazsa olmazdı.

Hatta bu kendilerinin uydurdukları efsaneye kendileri de inanır olup, ''kimi bekliyorsun kızım'' şeklinde sizi bir köşede sıkıştırarak
beklediğiniz -koca- nın kimliği hakkında bilgi edinmeye çalıştıkları da oluyor ki, konuyu buraya getireceğim.

Bende böyle, ara ara, çevremizde efsaneleşirim.
''Bunun bir beklediği var kız Ayşeee'' şeklinde dedikoduların baş rolünü üstlenirim.

Ama ilk defa köşeye sıkıştırıldım. En son reddi izdivaç olayımdan sonra mahalleli teyzeler şurası toplanmış hakkımdaki kesin hükmü vermiş olmalı ki;
annemin ahbap kontenjanından olan M. Teyze ''ben duymuştum zaten, senin bir beklediğin varmış,'' dedi.

İşte o an anladım, bu mahalleli teyzelerin hepsi şizofrendi, bir yalan peyda ediyor, sonra o yalana kendileri de inanmaya başlıyordu. Durum vahimdi, yapacak bir şey yoktu.



Aslında M. Teyze beklediğin biri deyince, kafamdan bir ara Mehmet Aslantuğ geçti, bir gün ayrılırsa diye beklemiyor değilim aslında ama herhalde M. Teyze onu kastetmiyor, diyerek gerçek dünyaya dönmeye karar verdim. Çünkü tüm Hacıfışfışların yapacağı gibi işi şakaya vurup en sevimli gülümsememi takınıp sinirlendiğimi asla belli etmemem gerekiyordu.

-Yaa kimmiş ki? dedim.
Neyse kadıncağız, ben saf saf kimmiş deyince kahkaha attı. Sevimliliğime karşı koyamayarak konuyu kapattı.
Vel hasıl kelam bir Hacıfışfış olmak zor zanaat azizim.

Not: Şurada bahsettiğim Misafir Yazarlık ile alakalı çok güzel geri dönüşler aldım. Hepsini birden yayımlayamayacağım için her hafta bir günü Misafir Yazarlarımıza ayıracağım. Sizde ilgileniyorsanız şu yazımdan daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Hacıfışfış Bildirdi.





Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

25 Şubat 2015 Çarşamba

Türk Kadını

Herkesin spor salonları ile ilgili anıları vardır. Diyet günlüklerinden hiç bahsetmiyorum bile.
Birde sen neden spor yapıyorsun? ne ihtiyacın var?, diye faşist baskı yapılan bir kısım var ki, bende size şurada bahsetmiştim.
Aynı dertten muzdarip olan Dürr-i Yekta diyor ki;

''Anatomik olarak kiloyu saklayan bir vücudum var. Öyle ki, demir ilaçları hayatımın ayrılmaz parçası haline gelince, 10 kilo aldım ama hala belli olmuyor.
Fakat bu durum beni fazlasıyla rahatsız edince, tabi bir de pantolonlarımın düğmeleri kapanmamaya başlayınca, spor yapmanın vaktinin geldiğini düşündüm. Ben öyle 3-5 kilo vermek için diyet yapacak yediklerimden kısacak birisi hiç değilim, zaten öyle çok zayıflama gibi bir amacım da yok. O yüzden öncelikle spor yapmayı tercih ettim.



B-fit merkezine görüşmeye gidince ''siz neden geldiniz'' bakışına maruz kalsam da, tartıya çıkınca durumun vahameti biraz anlaşıldı. 3 haftadır düzenli olarak b-fit, pilates vs. sporları yapıyorum. Zayıfladım mı?, bilmiyorum, toplarlandım mı? hiç bilgim yok. 

Ama öğrendiğim bazı şeyler var. Mesela spora aç gelen birisine ''sana çikolata vereyim mi?'' denmezmiş. Oysa ki ben her spordan sonra çikolata yiyordum. Bana da zaten sen ye sana bir şey olmaz diyorlar.  

Yine spor merkezin de ortalıkta gezen diyet listeleri, zayıflama çaylarını dinlerken aklım çantam da taşıdığım ıvır zıvıra gidiyor. 

Spor eğitmenlerinden birisinin doğum günü için kesilen pastadan ''ben yemeyim teşekkür ederim'' deyince herkes bana bakış attı ve ''siz yiyebilirsiniz,'' dediler. E tabi bende yedim. Napimm geri çevirmek ayıp olurdu.''

Editörün notu: Bugün kendisini göreceğim, size kilo verip vermediği konusunda net bilgi verebilirim.
Ayrıca spor yapıp üzerine de pasta yiyerek Türk kadını olmanın gerekliliklerini yerine getiren yazarı kutluyoruz.
Bir dahaki yazısında, elindeki dolmalar ve böreklerle diyet ve fazla kilolarından konuşan tombiş gün teyzelerinden bahsederse konunun hitama ereceğini düşüyoruz.☺☺☺

Blogumda misafir yazarlık yapan Dürr-i Yekta'ya çok teşekkür ederim.
Kalemine sağlık.
Bende burada misafir olarak yazmak istiyorum diyorsanız şu yazımdan bilgi alabilirsiniz.

Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

Misafir Yazar Aranıyor!

Blog yazmak, akşam eve geldiğimde yorumları okumak, cevaplamak hayatta en zevk aldığım şeylerden biri.
Şu sıra ise blogumla ilgilenemiyorum ve bir tarafım boşlukta asılı kalmış gibi hissediyorum.
İlgilenemiyorum çünkü, bazen tüm sıkıntılar üst üste gelir bilirsiniz.
İşte bende öyle günler yaşıyorum.
Hamdolsun.

Ama bir taraftan da burası hep aklımda.
Ve düşündüm ki...
Düşündüm ki, ben yokken bloguma siz yazmak istersiniz belki.



Blog sahibiyseniz, bir yazı yazar, -ne isterseniz- ister benim bir yazıma gönderme yapın, ister kendi blogunuza bir gönderme yapın, ister alakasız sadece bir iç dökme yazısı olsun fark etmez yazın, 
hemde yazının sonuna blog linkinizi ekler bir çok kimseyi blogunuzdan haberdar etmiş oluruz.

Blog sahibi olmak zorunda değilsiniz tabii.
Blog sahibi değilseniz de, önceden yazdığınız kimselere okutamadığınız bir öykü, bir denemeyi, buradan bir çok kimse ile paylaşabiliriz.
Benim öykü deneme ile işim olmaz. Burada canımın istediğini yazıp bir çok kimsenin de okumasını istiyorum, diyebilirsiniz. 
Uzun zamandır sana yorum yazıyorum ama ben aslında diye başlayan yazılar yazabilirsiniz. 
Hiç fark etmez.

Hatta bu blogta hiç moda yazısı yok deyip bir moda yazısı yollayabilirsiniz.
Pasta börek tarifi bile olabilir.

Mesela beni uzun zamandır okuyan adsız yorum bırakan arkadaşlarımın kalemlerinden ne çıkar, çok merak ediyorum.
Çünkü benim yazdıklarımın önüne geçen şahane yorumlar döşeyenler var ki, onlardan da geri dönüş bekliyorum.

Ben -yazarım- diyorsanız, nabrutvebiz@gmail.com adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

Not: Saçmalamak serbest :)

Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

20 Şubat 2015 Cuma

Hyde, Jekyll and I Dizisinin Kitabı

Kore dizileri ile alakadar olan bir çok kimsenin merak ettiği, 
şurada bahsettiğim, Hyun Bin'in yeni dizisinin ismini duyduğumda ortaokul yıllarımı düşündüm.

Ortaokulda kütüphaneden Dr. Jekyll ve Mr.Hyde isminde bir klasik okumuştum. Dizi ile alakası var mı diye baktığımda, kitabın yüzlerce kez filme uyarlandığını da öğrendim.
Hatta farkında olmadan bir uyarlamayı da izlemişim yıllar önce...

Şimdi malum sebeplerden dolayı diziye başlayamadım ama, kitap kütüphanemde bulunsun diye aldım ve tekrar okudum.
Diziyi izlemediğim için kitap ile nerelerde örtüşüyor merak ediyorum.



Kitap neden bahsediyor kısmına gelirsek; bir doktorun iyi yanlarını ve kötü yanlarını ayrıştıran bir formül elde etmesini ve etrafında gelişen bir hikayeyi anlatıyor. 

Ve kitabın yazıldığı yüzyılı düşünürsek dahiyane bir kitap olduğunu söylemem mümkün.
Zaten bir novella diyebileceğim bu kısacık kitabın defalarca sinemaya uyarlandığını da hesaba katarsak kitap hakkında bir fikir oluşur diye düşünüyorum.


Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

18 Şubat 2015 Çarşamba

Son Günlerde...

Hep filmlerde izlediğim bir sahnenin tam ortasındayım.
Doktor, hasta yakınlarına ameliyat öncesi bilgilendirme veriyor.
Hastamızın başına gelebilecek en kötü senaryoları anlatıyor.
Babam velisi olarak bir kağıt imzalıyor.

Bu sahnenin mutlu sonu yok mu diye düşünüyorum. Doktor korkmayın, üzülmeyin desin diye bekliyorum.
Beyhude çıkış aramaya çalışıyorum.



Her şey yoluna girmişken bu film yine neden drama sardı diyorum. Köşeye çömelip ağlıyorum, kim olduğunu algılayamadığım omuzlarda ağlıyorum.
Kızıyorlar, bu sefer bende kadraja girmeyen bir köşe arıyorum, ağlamak için.

Tüm olanları görüp de, müdahil olamadığım sesimi duyuramadığım bir rüyada gibiyim. Bağırıp, bağırıp, sesimi duymadıklarını sandığım, sonra sesimin çıkmadığını anladığım bir rüyanın sonu gibi olsun uyanayım, istiyorum.

6 saat ameliyathane kapısında volta atıyorum. Ne düşünüyorum o sıra?
Hiç bir şey.
Düşünemiyorum bile.

Yine filmlerdeki sahnelerden biri sergileniyor gözümün önünde. Doktor odaya giriyor, ameliyat başarılı geçti diyor.

Sonra Ağabeyimi bana bağışlayan Allah'a şükrediyorum. 
Ve film burada bitiyor. 

Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

16 Şubat 2015 Pazartesi

Güzel ve Mağrur Kadın

Klasiklerde, dönem kadınını betimlerken hep aynı tabir geçer,
''güzel ve mağrur kadın...''

Mağrur diye tarif edilince çok havalı bir kadın profili çıksa da, gururlu kadınları aslında acınası buluyorum. 
Başta kendimi.
Zira gururu taşımak ağırdır.
Gurur kibirden gelir. Kibir kendini beğenmekten. Kendini beğenmek ise kendi kendine yetmekten, başkasına muhtaç olmadan işlerinin altından kalkabilmekten....
Tüm bunlar, hep gururun başının altında çıkarken, onu taşımak nasıl kolay olsun?


Mesela ben,
burnum yere düşse asla almam, bir tekmede ben vurup uzağa savurur, o burun zaten hiç benim olmamıştı tavrı takınarak burnum düşmemiş gibi yürümeye devam ederim.
Ama bu özellik beni o kitaplardaki kadınlar gibi asil yapmaz, ancak süründürür, başıma bin türlü iş açar.


Sonuç olarak;
genele baktığımızda gururlu başın cezasını da akılsız başın cezasını da hep ayaklar çekiyor.
Mağrur Kadın Bildirdi.



Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...