29 Ekim 2014 Çarşamba

10 Liralık ürüne 100 lira ödememek için!

Şimdi bu yazacağım şey yüzünden bazı kesimlerce taşlanabilirim.
Hazırlıklıyım. ☺
Çünkü eminim bu yazı, bahsettiğim kesimin canını sıkacak.

Belki siz zaten biliyorsunuz, ama bundan haberdar olmayan bir çok kimse var. Bu yazdıklarım vasıtası ile onların da 10 liralık ürünlere 100 lira ödemelerine mani olalım.

Instagram'da ya da Facebook sayfalarında yurt dışından ithal ürün adı altında satış yapıp,
ürün teslim süresi 15-20 gündür gibi not düşenler,
ürünlerini şu siteden getiriyorlar.
Hatta direk bu sitenin ürünlerini barındıran, ama butik mantığı ile fahiş fiyatlar isteyen bir site var ki, şimdi burada yazıp direk hedef göstermeyim.

tr.aliexpress.com

Sitenin menşesi, şurada bahsettiğim Miniinthebox.com gibi yine Çin.



Sitenin fiyatları çok uygun ve free shipping yani kargo ödemiyorsunuz.
Bu siteden 2 dolarlık saati 45 liraya, 10 dolarlık Sweat Shirt'ü 100 tl'ye satan gördüm, hala da karşıma çıkıyor.
Bunları da her şeyden habersiz alanlar var, maalesef.
Alıp getirtseler, ve size 15-20 gün bekleme süresi koymadan satsalar derim ki, beklemek yerine aradaki farkı ödemek isteyenler vardır.

Ama kargo bekliyorsun, sonra kargo satış yapan kişiye geliyor, sonra o kişi tekrar size kargoluyor.
Ölme eşeğim saman gelsin. Bu işin bir mantığı yok.

İngilizce bilmediği için siteden alışveriş yapmaya çekinenler var, bu yüzden mi bu satıcılardan alıp bu kadar fark ödüyorlar diye düşünüyordum ama, sitenin Türkçe dil desteği de varmış.



Site gittigidiyor mantığı ile çalıştığı için feedback'i yüksek bir satıcı tercih etmekte yarar var.
Bu satıcılarla iletişimde İngilizce gerekebilir ama onların İngilizcesi de o kadar kötü ki, iptidai derecede İngilizce bilen biri bile işini halledebilir.

Sonuç olarak bu yazıyı ya da bu yazının içeriğini yayarak insanların aptal yerine konmasına mani olalım istiyorum.

Not: Siteden alışveriş yapmak için dikkat edilmesi gerekenler gibi bir çok hususu İnternet'ten bulabilirsiniz. O yüzden ben tekrar yazmıyorum.










28 Ekim 2014 Salı

Tatlı Bela Okur Yorumu

Kitabın ismi: Tatlı Bela
Kitabın Yazarı: Jamie Mcguire

Konu itibarı ile acayip farklı ve değişik bir konusu olduğunu söyleyemem.
Klasik, çerezlik bir aşk hikayesi.

Bu kitabı alma sebebim, aynı hikayenin, iki farklı ağızdan yazılmış olduğunu duyduktan sonra kayıtsız kalamamdı.
Bu tarz bir kitabı okumasam olmayacaktı.

Bu kitap kızımızın ağzından yazılmış.
Devam kitabının ismi Ayaklı Bela ve esas oğlanın ağzından okuyacağız.



Kitap üniversite öğrencilerinin aşkından bahsediyor.
Baş kahramanlardan Abby bulunduğu eyaletten uzaklaşmak için geldiği üniversite de Travis Maddox ile karşılaşır.
Travis Maddox başarılı bir öğrenci olmanın yanı sıra hayatını katıldığı dövüşten kazandığı paralar ile idame ettirmektedir.

Kitabı sevip sevmediğime mevzuyu bir de Travis'in ağzından okuduğumda karar vereceğim.
Konu sürükleyici ve akıcı. Bir kaç gün içinde bitirdim.

Şunu da ekleyim, kitapta rahatsız eden fazlaca yazım hatası var ki, kitabın üzerinde gözden geçirilmiş 2. baskı olduğu yazıyor.
Gözden geçirilmemişi ne halde bilemiyorum.

Diğer rahatsız eden nokta ise çok güçlü gözüken karakterlerin kitabın sonunda aşk pıtırcıklarına dönmeleriydi. Bu ise ister istemez lise seviyesinde bir aşk romanı okuduğum hissi verdi.

Şimdi 2.kitaba başlayacağım.
Adios!


27 Ekim 2014 Pazartesi

Atmaya Kıyamadıklarımız

Amerika'yı kendimize örnek alıyor, neyi popüler kılsalar hazine bulmuş gibi sahiplenip ülkemize uyarlıyoruz da, garaj satışları neden popüler olmuyor diye hep düşünürüm.

Tamam, belki bizim evlerimiz müstakil değil ve garajlarımız da yok, ama zaten bir çok kimsenin hayat standardı Iphone kullanmaya müsait olmadığı halde alıp kullanıyor değil mi?

Türkiye'de mevzu 2.el kıyafet olduğunda, ''satış yapma'' durumu uygun değil kabul ediyor ve de gönülden destekliyorum.
Çünkü bizde, eski demiyorum ama giymediğimiz kıyafetler küçülmüş kategorisindeyse kuzenlere vb. gider.
Şuursuzca alınıp, ben bunu neden almışım diye düşünülenler kategorisindeyse yine münasip insanlar bulunarak onlara verilir.
Bedelsiz.



İşte benim Garage Sale hayalim kıyafet harici tüm ıvır zıvırlar için geçerli.
Mesela sevdiğim, ama artık sevmediğim birinin hediyesini orada satabilmek istiyorum.
Çünkü böyle kullanmadığımız ama atmaya kıyamadığımız, bir şekilde de elden çıkarmak istediğimiz şeyleri ne yapacağımızı bilemiyoruz.
Haksız mıyım?
Meramımı daha iyi anlatabilmek adına örnek vermeye devam edersem, bir çok bardak altlığım var.
Bardak altlığı kullanmayı çok seviyorum ama eskimeden sıkılıyorum.
Kaldı ki bunlar eskiyen şeyler değil.
Bu yepyeni şeyleri satıp, yine başka bir garaj satışından benzer, az kullanılmış şeyleri almak çok hoş olurdu.

Örnekler çoğaltılabilir tabii.
Ama bu durumun birde şöyle bir karşılığı var.
Ben ne zaman bir şeyi elden çıkartmak istesem ya da aman şunu atayım desem, o şey gözümde birden değerleniverir.
Aylarca hatta bazen yıl boyu elime almadığım, yada ne bileyim giymediğim bir şeyi vermem gerekirse, aslında o şeyle neler yapabileceğim, gözümün önünden kalplerle doldurulmuş romantik bir film şeridi gibi geçer.
Ve elim gitmez.
Bu konuda yalnız mıyım acaba?....

Annem bu benim atmaya kıyamama huyum yüzünden 60'lı yaşlara geldiğimde şuradaki haberde ve aşağıdaki resimde sözü geçen teyze gibi olacağımdan endişe duyuyor.
Çöp ev olacak evimiz diye hayıflanıyor.☺



Henüz durumum bu kadar vahim değil tabii. Onun endişelenmeye başlaması şöyle oldu:
Atmaya kıyamadıklarım arasında çiğnenmiş bir sakız vardı onu görüvermiş, ama ne yapayım anısı var.

Gel de bunu anlat Hatun'a!☺☺☺

Not:Ve bu arada yeni Headerimi hakkındaki düşüncelerinizi severek okurum. :)

Çöplerinin arasından bildirdi.

26 Ekim 2014 Pazar

Vineyard Man Yoon Eun Hye Dizisi

İtiraf ediyorum ki;
ortalarda*  Yoon eun Hye fanıyım diye dolaşırken izlemediğim bir dizisi kalmıştı.
*(Blogger'da)

Vineyard Man



Neden şimdiye kadar bu diziyi izlemedim?

*Yine itiraf etmem gerekirse afişine karşı bir ön yargım vardı. Soğuk ve amatörce bir dizi gibi hissettiriyordu.

* Başroldeki erkek oyuncu gel beni izle dedirtmiyordu. 

*Bu diziden Caps'lere baktığımda Yeh'i çirkin buldum, taş olursun demeyin, ne yapayım öyleydi.
Tarladaki çekimler nedeni ile güneş onu yıprattı mı, o dönem bir sıkıntısı mı vardı?, bilmiyorum.

*Okuduğum olumsuz yorumlarda bunların üzerine tuz biber ekti ve ben bu diziyi izlemeyi erteledim durdum.

Yazın vaktim varken şu diziyi izleyim de fanlık görevlerimi layıkıyla tamamlayım diyerek başladım.

Konusu: Yoon Eun Hye yeni mezun bir stilisttir. İdealleri olan bu genç kızın dedesinin vasiyeti şöyledir:
Köye gelip üzüm bağımı ekip biçecek, sene sonunda hasat iyi olursa tüm bağlar ona kalacak.
Şehir kızı iken köy yaşantısına ayak uydurmaya çalışacak ve oradaki çiftçiye aşık olacaktır.

Yukarıda bahsettiğim şimdiye kadar diziyi izlememe sebeplerin pozitife döndü mü derseniz;
*Başroldeki erkek oyuncu Yeh'in yanına hiç yakışmadığı gibi tek başına da yakışıksızdı. :)
*Gerçekten Yeh'in en çirkin olduğu diziydi. Teni esmerdi. ****
*Tutkulu bir Yeh fanı iseniz izleyin elbette, ki belki de çoktan izlediniz zaten.
*Ben bu kızı beğeniyorum lakin fanı gibi hissetmiyorum derseniz; izlemeyin. Dağılın. :)




Kore dizileri klişelerinde otobüslerle ilgili bir post yapmıştım, şurada.
İşte bu resmide arşivime armağan ediyorum.
Yeh otobüste bile bi' ayrı güzel değil mi?



İki adam arasında kalan Yeh, onları işte böyle tasvir ediyor.
Siz olsaydınız hangisini seçerdiniz?

Ve diziden aklımda kalacak, hiç unutamayacağım sahnede bu aşağıdaki replik olacak.



Allah'ım aklımızı ve dahi duyu organlarımızı kaybettirecek aşktan sana sığınırız. Hahay!

Diziden elimdeki replikler bu kadar. Repliklik bir durumu yoktu, Yeh'e rağmen...

Spolier: Yani 20. bölüme kadar birleşmeleri bekleyerek içim şişti. Sadece bu bile izlenmemesi için bir sebep!

**** Tabii ki Yeh çirkinken bile güzel.


Diğer Klişeler için;
1-Başını Omuzuna yaslamak
2-Esas kıza ayakkabısını giydirmek
3-Esas kızı sırtında taşıma
4-Arkadan sarılma
5-Kore dizilerindeki anne terörü
6-Kore dizilerindeki Objeler


Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Buradan hepsine ulaşabilirsiniz.

Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

25 Ekim 2014 Cumartesi

Bluetooth ile Aşkını İtiraf Et

Bluetooth ile kız tavlanan devire yaşınız tutuyor mu?
Ben o devirlere yetiştim, hamdolsun, kadermiş ne yapalım.☺
Şimdi uzay çağında olduğumuzu düşünürsek sizi 2000'li yılların taş devri diyebileceğimiz bir zamana götüreceğim.

O zamanlar bir kıza yazalım yürüyelim diyen erkekler için; Facebook yok, Twitter yok, sayısız mesajlaşma servisi yok.
Durumları içler acısı zavallıların.☺
Bahsettiğim; 2 kontörlük 1 mesajın 160 karakterlik bir metne izin verdiği ve 160. karakteri dahi kullanalım diye mesajın boş kalan karakterlerini noktalarla doldurduğumuz yıllar.
Sms paketleri falan henüz duyulmuş şey değil.




İşte bu yıllarda, toplu yaşam yerlerinde Bluetooh'nuz açık kalmışsa başınıza gelebilecekler:

Mesela bir defasında telefonuma manzara resmi geldi, otobüste. Dağlı, yeşillikli bir resimdi.
Sanırım gel beraber dağlara çıkalım falan gibi romantik(!) bir mesaj vermeye çalıştı, ta ki, kimin yolladığını anlayıp, yollayan kişiye 5 numaralı bakışımı atana kadar. :P Sonra mesaj kaygısını kaybetti.☺

Bir defasında bir kız çocuğu resmi geldi. Bilmiyorum belki senden bir kızım olsun istiyorum gibi, ''niyetim ciddi mesajı'' verilmeye çalışıldı, gerçi onun sahibini tespit edemediğim için amacı için net konuşamıyorum.

Bir defasında da aşıksın şarkısının melodisi geldi telefonuma.
Hani şu telefonun notaları ile yapılan zil seslerinden. Hahay!
İşte bunun altında yatan sebebi gel zaman, git zaman çözemedim.
Otobüs kısa mesafeydi, o kısa mesafede ne zaman aşık olmuş olabilirim, bilmiyorum. Mesafe o kadar kısaydı ki, demek ki ben bile anlamadım aşık olduğumu.

Sonra öğrendim bluetooth'u kapatmayı da, bugünlere taşıyabileceğim anılarım sınırlı kaldı. 

Annelerimizde bizim zamanımızda mektuplar vardı, aşk mektupları diye anlatıyor kendi devirlerini.
Bakın ben Bluetoot'dan bahsediyorum.
Yeni nesil nelerle karşılaşıp, kendilerinden sonraki devirlere neler anlatacaklar merakla o günleri bekliyorum.
Ömür vefa ederse...

Not: Olayı gayet sulandırmışken, yazımın sonunu ömür vefa ederse diye drama bağladım. Benim psikanalize ihtiyacım var.☺

24 Ekim 2014 Cuma

Birth of Beauty Konusu Joo Sang Wook Yeni Dizisi

Bu haberi nasıl kaçırmışım bilemiyorum.
Ne kadar mutlu olduğumu tahmin edemezsiniz. Malum uzun tatilim, ardından master ve formasyonu beraber götürme çabalarım İnternet'ten ve tabii haberlerden kopmama vesile oldu.
İyi ki de oldu diyorum bir yandan, çünkü bu haberi önceden duyup beklemek zor bir süreç olurdu.
Halbuki şimdi sadece 1 hafta bekleyeceğim.

Ay içimizi şişirdi bu kız ne diyor, diyebilirsiniz.
Hemen anlatmaya başlayım.
Joo Sang Wook yeni dizi çekiyormuş.

Dizinin ismi: Birth of a Beauty 



Joo sang Wook kimdi, derseniz şurada bahsettiğim şahane dizi Cunning Single Lady dizisinin başrol oyuncusu idi mesela.


Hastasıyız.
Haber bununla da sınırlı değil.
Dizinin türü romantik komedi.
Ve klişe bir konu.İsminden de anlaşılacağı üzere; (Birth of a beauty-bir güzelin doğuşu-), hani şu çirkin kızın güzelleşmesi hikayesine dayanıyor.



Birth Of Beauty dizisinin konusunu daha açık anlatırsam;
Joo Sang Wook bu dizide de zengin bir adam rolünde.
Çok sevdiği kadın tarafından terk edilmiş ve  a broken heart syndrome yani kalp kırıklığı sendromu yaşamaktadır.
Sevdiği kadını tekrar elde etmek için başvuracağı yol ise şudur; ''çirkin olan  Sa Geum-Ran 'ı güzel bir kadına çevirmek.''
Bu süreçte aşk kaçınılmazdır.


Senaryo okuması

Başroldeki esas kız Han Ye-Seul, bana tanıdık gelmekle beraber bir türlü nerede izlediğimi çıkaramadım.



1 Kasım'da başlayacak olan diziyi eş zamanlı izleyeceğim.


Dizinin fragmanları için şuraya, ve şuraya bakabilirsiniz.


Son bir kaç resim daha ekleyerek bitireyim.










23 Ekim 2014 Perşembe

Yeni Doritos Reklamını Sen Çek, 1 Milyon Dolar Kazanma Şansını Yakala!

2007 yılında Doritos, ABD’deki hayranlarını Amerikan Futbol Ligi’nin sezon finali olan Super Bowl sırasında yayınlanmak üzere kendi Doritos reklam filmlerini çekmeye ve göndermeye davet ederek, kendi Super Bowl fenomenini yarattı. Bu reklamlar, yapan kişinin çektiği şekliyle aynen yayınlandı ve Super Bowl sırasında yayınlanan, tüketicilerin yarattığı ilk reklam filmleri oldu!

Doritos, bu muhteşem organizasyonla sevenlerini 1 Milyon Dolar kazanma şansı ve bunun yanı sıra 1 sene boyunca  Hollywood’daki Universal Pictures Stüdyoları’nda Elizabeth Banks gibi yıldızlarla çalışma fırsatı yakalamaya çağırıyor. 

Unutulmaz Deneyim 

Bu yıl 9. kez düzenlenen Doritos Crash the Super Bowl’u kazananlar, büyük ödül olarak milyonlarca dolar para ödülü ve hayatlarının sonraki aşamalarında da farklı iş teklifleri aldılar. Örneğin; kendi yaptığı “Fashionista Daddy” reklamıyla 2013 yılında Crash the Super Bowl yarışmasında büyük ödülü kazanan Mark Freiburger, “Transformers 4”ün setinde yönetmen Michael Bay ile birlikte çalışma fırsatı elde etti. Mark, bugün büyük bir yetenek ajansı tarafından temsil ediliyor ve Universal ile FOX gibi dünya çapındaki stüdyoların film projelerinde yer alıyor.

Katılma Sırası Sende

Siz de hazırlayacağınız 30 saniyelik reklam filmini  (sözlü ise İngilizce) www.doritos.com.tr ‘de belirtilen teknik özelliklerle hazırlayıp tüm dünyanın beğenisine sunmak için 9 Kasım 2014’e kadar reklam filminizi çekip, rüya gibi bir iş ve 1 Milyon Dolar sahibi olmak için geri saymaya başlayabilirsiniz!

Katılım koşulları ve tüm detaylar için www.doritos.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...