18 Aralık 2014 Perşembe

Eğlenmek Benim Neyime!

Ankara'ya Ankapark yapılmasını şiddetle kınıyorum.
Kıbrıs'ta olduğum için değil, hiç bir oyuncağa binemeyeceğim için. 

Şöyle ki;

Ankara'daki Gençlik Parkı herkesin malumudur.
Bende 18-19 yaşlarındaydım. Yaz tatilinde 3 kız burada buluşmak üzere sözleştik.

Çok severim, ama tek binebildiğim çarpışan otolar.
Ona binince de fazla çarpmasınlar diye boşluklara sürerim.
Çok çarpılınca midem bulanıyor, böyle de narin bir insanım. ^.^

Sonra ne oldu, beni nasıl ikna ettiler, kolama ilaç mı kattılar? bilmiyorum, kendimi gondolda buluverdim.


Birde gondolun en ucu çok eğlenceli olur diye, iki akıllı arkadaşım beni baş tarafına oturtmasınlar mı?
İlk 1-2 dakikayı ''ay ne zevkli laya laya lololom,'' diye şen kahkahalar atarak,
kalan dakikaları aşağıdaki görevliye ''ölüyorum Allah aşkına durdurun, ineceğim ben,'' diye bağırarak geçirdim.

Gondol sefasının sonuna geldiğimizde benimde sonum gelmişti, anladım.
Aşağıya indim ama, bembeyaz bir surat, fırfır dönen bir dünya ve tüm organlarımın bile dışarı çıkmak istediği bir bulantı ile baş başaydım.

Eve dönemedim, beni almaya geldiler.
Akıllandım mı?
Hayır.

Bir başka sefer yine o kadar ısrar ettiler ki, 


bu üstteki oyuncağa bindim.
Crazy Dance sanırım, ismi.
Deli cesareti yemin ederim ki!
Bilmeyenlere anlatayım;
bu oyuncağın hem ana platformu dönüyor, hem koltuğun olduğu platform, hem de oturduğunuz koltuk dönüyor, hepsi ayrı ayrı, biri sağ tarafa biri sol tarafa olacak şekilde ve aynı anda.
Düşünebiliyor musunuz?
Ben, gondola dayanamayan, ben...
Yazar Aşkı Memnu'ya gönderme yapıyor.

Ağladım, son anlarına doğru Allah'ım öleyim de kurtulayım diye yalvarmaya başladığımı itiraf ediyorum.☺☺
Öyle şiddetli bir bulantı ve baş dönmem oldu ki, hayatının film şeridi gibi önünden geçmesi ne demekmiş o gün öğrendim.

Aletten indim, sürüne sürüne kendimi bir banka attım. Yattım sere serpe.
2 saat yattım orada. Yine de kendime gelemedim.
Daha yatardım ama, güvenlik gelip burada yatmak yasak diye beni kaldırdı. 
Rezalet! Evsiz bir zavallı gibi göründüm gözüne, eminim.

Demem o ki, Ankapark açılmış benim neyime.
Artık şişelere halka geçirmeye çalışırım, tüfekle atış yaparım, labirentte yolumu bulmaya çalışırım, n'apalım!

Homeless Nabrut bildirdi.

17 Aralık 2014 Çarşamba

2014'ün En İyi Kitapları

Başlık'ta 2014'ün en iyi kitapları dedim ama açılımı şöyle:
''Benim 2014'te okuduğun en iyi kitaplar''
Tamamen şahsi düşüncelerime dayanarak yaptığım bu listenin, bilimsel hiç bir dayanağı olmadığı gibi, tartışmalara açıktır. ^.^
Kitaplar hakkında bilgiler için linklere tıklayabilirsiniz.




En iyi hikaye kitabı:
Nobel ve Man Booker ödüllerini alan;
Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik

En iyi Türk romanı:
Piruze Şam'da bir Türk Gelini

En iyi klasik:
Boyalı Kuş

En etkileyici kitap:
Uzun süre etkisinden çıkmadığım, beni bolca empati yapmaya iten iki kitap var.
Baba
Anne



En iyi seri:
Seri deyince chicklet kitaplardan olduğunu anlamışsınızdır.
Ama bu seri bildiğiniz chicklet kitaplara benzemiyor. 
Hiç chicklet okumayan arkadaşlarım bile hayran kaldılar.
Şiddetle tavsiye ederim. Kitaplar hakkında daha fazla bilgi almak için;
Fırsatçı
Tehlikeli Kızıl


Bu nasıl şahane bir aşktır, bir kadın nasıl bu kadar güzel sevebilir, diye kara kara düşündürten jüri* özel ödüllü kitap:
Başucumda Müzik
*o jüri benim tabii ki. :)

Okuduğum en saçma kitap:
Bayılmışım,kendime geldiğimde 40 yaşındaydım.

Bu sene hayatımızı değiştirecek çok kaliteli kitaplar okumak dileğiyle...


16 Aralık 2014 Salı

Öylece Yaptım, Öylece, Öyleceymiş

Sadece kendi ile ilgileniyordu.
Dünya gibi, sadece kendi etrafında dönüyordu.

Ben onun yanında, onun kendini tanımasına imkan sağlıyordum. Kendine doğru yola çıkmış birinin yanındaki alet edevattım, ben.
Belki İsveç Çakısı...
Bazen onun başında bir zebellah. Bazen sual meleği.

Kimi zaman tartışıyorduk, karşıt fikirlerime karşı yumuşak bir duruşu var gibi gözüküyordu.
Ama ben biliyordum, kendi fikirlerini o kadar önemsiyordu ki, benim karşıt fikirlerim onun umurunda bile değildi.



Tüm bunlara rağmen beni tanıdığını iddia ediyordu.
Bense kara kutuydum.
Uçak düşmeden lazım olmayan, uçak düşünce ise bulunamayan...

Sonra bitiverdi. Görüşmez olduk.
Her şey o kadar yolundaydı ki, ona göre.
Anlam veremedi.
Ben yüklerimi atıp yoluma devam ettim, o ne hissediyor bilmiyorum.







15 Aralık 2014 Pazartesi

2014'ün En Çok Okunan Yazıları

Yıl sonuna gelirken takkeyi önüne koymanın vakti geldi.
Bu hafta ara ara en'ler listem ile kafanızı şişireceğim.

Bugünün en'i;
2014'ün en çok okunan yazıları.

Bu başlığın ilk kısmını Hacıfışfış hikayeleri oluşturuyor.

Evde Kalmış Kız

Evde Kalmış Kız Part2

Ozon sıçramış tişört hüznü

El alem ne der?
El alem ne der? 2

Haşemanın Dayanılmaz Cazibesi

Herkes Kahveye Çağırılmaz!

Misafir Tipleri
Misafir Tipleri 2

Karısını Bekleyen Adam

Kurbağa Öperken Dikkat Edilecek Hususlar

İslami Evlilik Sitesi

Hacıfışfış yazıları haricinde en çok okunan diğer yazılar;
Bu benim ilk aşkımın hikayesidir
Bu benim ilk aşkımın hikayesidir Part 2
Vesikalı Yarim
İlişki Durumu Stabil
Erkekler kimlere karşı kibar davranıyor?

Birde 2014 yılında yazmadığım halde hala çok okunanlar listemin başlarında iki yazı var.

Abisi yoksa, o evden kız alınmaz ve
Orada öylece durup beklerler


Vakit ayırıp okuyan, yorumları ile beni yüreklendiren,
hak etmediğim güzel iltifatları ile beni gülümseten, mutlu eden,
türünün son örneği olmadığımı anlamamı sağlayan herkese teşekkür ederim, çok!

13 Aralık 2014 Cumartesi

Dream High Dizisi Replikleri

Bu diziyi çoğunuzun izlediğini biliyorum. İzlemeyenlerin bile illaki dizi hakkında az çok bilgisi vardır.
Bende yazın boş kalıp ne izlesem diye düşünürken, bence illa izlenmesi gerekmeyen, idollere ilgisi olanların ise seveceğini düşündüğüm bu diziyi izledim.
Dream High


Konusu ve oyuncuları hakkındaki bilgileri bir çok yerden bulabileceğiniz için ben tekrar yazmıyorum.
Klasik bir liseli dizisi. Klasiklikten çıkaran tek kısmı bir müzik okulunda geçmesi ve oyuncuların neredeyse hepsinin gerçek hayatta da bir grubun üyesi ya da solist olması.
Şarkıcı olmayan oyuncuların da sesi güzel.
Durum böyle olunca kulakların pasının silinme durumunu bol keseden yaşıyorsunuz.

Kim Soo Hyun'a zaten You came from stars dizisinde hayran olmuştum.
Onun haricinde IU'nun sesine bayıldım ve Woo Young sayesinde 2PM hakkında epey araştırma yapıp bilgi sahibi oldum.

Diziyi izlemeyenler fikrimi soracak olursa; oyuncularla herhangi bir yakınlığınız yoksa bence illa izlenmesi gereken dizilerden biri değil.
Müzikal seviyorum, aradığım şey  bol şarkılı, danslı bir dizi diyorsanız izleyebilirsiniz.


Dizinin senaristleri de Boys Over Flowers dizisine çok benzediğini biliyor olmalılar ki dizide;
kendi müziği ile Bof'a göndermeler vardı.


Dizinin en güzel süprizlerinden biri, yani en azından benim için; birinci bölümde Kim Hyun Joong'u estetiksiz olarak görmekti.


Bu dizide sürekli önümüze sürülen obje ise bu meşhur kolye idi.


Bir çok klişe de vardı tabii dizimizde.
Başını omuzuna yaslama klişesi;


ve bence en etkileyicisi bu dizide yaşanmış olan otobüs klişesi...



Dizinin güzel bir sahnesi ile yazımı bitireyim.


Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Buradan hepsine ulaşabilirsiniz.

Aktif olduğum diğer sosyal medya hesaplarım;

12 Aralık 2014 Cuma

Doğmamış Çocukların Kölesi

Ana erkil olarak başlayan dünya düzeni, ata erkil olarak devam etse de, artık çocuk erkil bir toplumuz.
Çocuklarımızın etrafında dönen hayatlarımız var.
Doğmamış çocuklarımıza uygun, onlara yaraşır eşler arıyor, onların başını öne eğdirmemek adına güzel meslekler seçiyor, yine onlara daha güzel bir hayat sunabilmek için güzel bir iş hayali kuruyoruz.

Çoğumuz onlar uğruna kariyerinden vazgeçiyor.
Ya da onlar için çalıştığımız işimize gidip, onları bakıcı eline bırakıyor, sonra da duyduğumuz vicdan azabını bastırmak adına bir dediklerini ikiletmiyoruz.

Günde 5 öğün arayan anneler,
5 öğün ne yedin diye peşine düşenler,
abartıp lise çağındaki çocuklarının terli sırtlarına havlu koyanlar,
orta okul hatta lisedeki çocuklarını araba ile getirip götüren anneler...



Bu annelerden biri de benim annem olduğu için, objektif olarak size şunu söyleyebilirim ki,
hazır yemeye alışmış, zora gelemeyen, mücadele nedir bilmeyen, düşeceği zaman daha düşmeden arkasından minder yetiştirileceğini bilen, ne isterse yaptırmaya alışkın çocuklar yetişiyor.

Halbuki siz anneler, bunların hepsini çocuğunuzun iyiliği için yapmıştınız değil mi?

Tüm bunları anlattım ama şunu da açık yüreklilikle itiraf ediyorum;
doğmamış çocuklarıma şimdiden köleyim. Bunu hissediyorum.
Çünkü ne gördüysem onu yapacağım, aksi davranmamı beklemek zor olur.





11 Aralık 2014 Perşembe

Kitap Okumak Hobi midir?

Bu, kitap kurtları arasında her zaman polemik sebebi olmuştur.
Kitap okumak hobi midir?
Kitap okumanın hobi olarak görülmesi, kitap kurtları tarafından hakaret olarak sayılır.
Bunun hakaret olarak sayılmasının en önemli nedeni, kitap okuyan-okumayan bir çok kimsenin, 
-hobileriniz nedir?, sorusuna verdiği
''kitap okumak'' cevabıdır.

Size göre kitap boş zamanları geçirmek için yapılan bir aktivite -hobi- mi?, yoksa bir ihtiyaç, kişisel eğitimin bir parçası mı?

Sizin cevaplarınızı çok merak ediyorum.



Önce ben kendi cevabımı vereyim.
Kimi kitapları okumak hobidir, size hiç bir şey katmaz, o anı daha eğlenceli geçirmenize yardımcı olur.
İçi boş, cümleleri boştur. Vermek istediği bir mesajı yoktur.
Bu kitabı okudum ve hayata dair şöyle bir bakış açısı kazandım, diyemezsiniz.
Böyle kitapları çerezlik olarak adlandırırız. Bende okuyorum bu tür kitapları, seviyorum da.
Ama bana hiç bir şey katmadığının da farkındayım.
O yüzden devamlı bu tür kitaplar okuyup, kitap hobi değildir diye sızlananları anlamıyorum.
Sürekli güncel aşk romanları okuyorsanız; sizin için kitap okumak hobiden öte gidemez.

Kimi kitapları okumak ise kişisel eğitimin, hayatın bir parçasıdır. Sizi bir adım öne taşır.
Bu kitapları 10 yıl sonra okusanız, hatta çocuğunuz da okusa hep günceldir.
Çocuklarınıza miras bırakabileceğiniz bu kitaplar;
Klasikler gibidir mesela...
Franz Kafka gibi,
Necip Fazıl gibi,
Aziz Nesin gibi,
ya da İskender Pala kitapları vb. gibidir....

İşte bu yüzden kitap okumak kimi zaman bir hobi benim için,
kimi zamansa kendimi eğitmenin bir parçası...

Not:Kimi kitapları hobi olarak görmüş olmam, bir çok kimsenin canını sıkıp yorumlarda atıp tutacaklar biliyorum. Ama hazırlıklıyım. :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...